Çamlıhemşin Yaylaları ve Kaçkarlar

ÇAMLIHEMŞİN YAYLALARI ve KAÇKARLAR GEZİ NOTLARI, TAVSİYELER, VİDEO ve FOTOĞRAFLAR

Ağustos 2016

“Karadenizde yağmur haftada iki gün yağar! Biri 3 gün sürer, diğeri ise 4 gün.” diye meşhur bir laf vardır ya, işte o yağış bu sefer bize denk gelmedi. 3 günlük kısa bir gezi programında tek damla yağmur yağmadı desem sanırım çok azınız inanır ama öyle oldu.

Çok uzun süredir görmek istediğim bir bölgeyi Kaçkarfest vesilesiyle kısa süreli de olsa keşfetme şansı bulduğum için mutluyum. Üç gün üç gece dolu dolu ve son sürrat geçti diyebilirim. Bu süre içinde böylesine geniş bir coğrafyayı adım adım gezmek mümkün değildi tabi. Dolayısıyla sizlere gezebildiğim kadarıyla, yine bol bol fotoğraf ve video ile anlatmaya çalışacağım.

Detaylara geçmeden önce en kritik tavsiyemi en başta vermek istiyorum. Siz siz olun bir karadenizli ile sakın ola tartışmaya girmeyin. “Bir karadenizli ile tartışuysan ya yağlu yemişsindur, ya da mermiden hızlı koşaysun!” :)

Anlaşılan bu yazıda bir de Karadeniz bölgesine ait özlü sözleri de bolca paylaşacağım :)

ÇAMLIHEMŞİN YAYLALARI VE KAÇKARLAR NEREDEDİR, NASIL GİDİLİR?

Çamlıhemşin doğu karadenizde Rize’ye bağlı bir ilçe olup Ardeşen sahil şeridinden 20 km. içeride, yükseklikleri 2000 ila 4000 metreyi bulan Kaçkar dağları ile çevrilidir. İlçe merkezinden geçen Fırtına Deresi’nden dolayı Fırtına Vadisi olarak da anılır. Kaçkar dağı, Kaçkar dağlarının 3900 m’deki doruk noktasıdır. Türkiyenin en yüksek dördüncü zirvesidir.

Detaylı harita ve rota için : goo.gl/AvqB6h

Çamlıhemşin’e gitmenin en kolay ve hızlı yolu doğal olarak havayoludur. En yakın havaalanı ise Trabzondadır. Araç kiralamayacaksanız havalimanından Havaş’ın Hopa aracına binip Rize’nin Pazar ilçesinde inebilir (20 tl) oradan Çamlıhemşin-Ayder minibüslerine (7 tl) binerek bölgeye ulaşabilirsiniz. Çamlıhemşinden de ayrıca yayla ve köylere minibüsler kalmaktadır.

Detaylı Havaş otobüs saatlerine bu linkten ulaşabilirsiniz: goo.gl/n8lrXp

Karadeniz Bölgesinde günlük yaşamın bir parçası olan diğer bir pratik ulaşım yöntemi de başta özellikle Rize, Artvin, Trabzon ve Giresunda yoğun olarak kullanılan teleferik sistemi. Denetimsiz teleferiklerin tehlikeli olabileceği bu sistemi genellikle yerel halk yamaçlardaki evlerine, çay tarlalarına ulaşım veya yük taşıma yöntemi olarak kullanıyor. Fakat son yıllarda bölgede artan turizm trafiği nedeniyle Zipline denilen bir macera aracı olarak da kullanılmakta.

Tavsiye!

Bölgede görülmesi gereken yerler arasındaki mesafe fazla olduğu için bir araç ile veya tur kapsamında gidebilirsiniz. Özellikle ilk defa gidecekseniz ve yanlız seyahat etme konusunda yeterince cesaretli değilseniz bir tur programına katılmanızı tavsiye edeceğim. Yok ben keşfetmeyi, kaybolarak öğrenmeyi seviyorum diyorsanız bir araç ile bölgeyi keşfe çıkabilirsiniz. Fakat önemli nokta 4x4 veya pick-up tarzında bir araç kiralamanız. Çünkü oldukça doğal ve bozuk Çamlıhemşin yayla yollarına ancak bu tip yüksek araçlarla çıkabilirsiniz. Fakat yaylaları gezme planınız yoksa, Fırtına deresinde rafting yapacağım, Palovit Şelalesi ile Zil Kale’ye gideceğim, yol üstünde Şenyuvada durup Çinçiva kahvesinde keyif yapacağım, oldukça turistik bir yer haline gelmiş olan Ayder yaylasında yürüyüş yapıp yemek yiyeceğim derseniz standart bir araç da işinizi görecektir. Ha bu tavsiyelerimi dikkate almam, ben kafama göre giderim derseniz de yine bir Karadeniz özlü sözü bu duruma anlam katacaktır: “Anasının sütünlan adam olmayana, inek ne etsun.” :))

ÇAMLIHEMŞİNDE KONAKLAMA?

Bölgede konaklama sorunu olmamakla birlikte çok büyük ve lüks oteller bulamayacağınızı belirtmek isterim. Zaten doğrusu da bu değilmi! Doğaya zarar vermemek...Doğayı korumak! Koruma altındaki milli park statüsünde olan Kaçkar Dağları Milli Parkı içinde yer alan Ayder’de konaklayabileceğiniz gibi, Çamlıhemşin ve Şenyuvadaki pansiyonlardan da yararlanabilirsiniz. Beni soracak olursanız çadırda kaldığım için bize her yer Trabzon :) diyebilirim. Ayderin biraz turistik ve kalabalık olduğunu belirtmiştim, bu nedenle daha sakin bir yer arıyorsanız Şenyuva (Eski adıyla Çinçiva; Ermenicede dağınık köy) köyünde Fırtına deresi kenarında konaklayabilirsiniz.

Oldu ki kalacak yer bulamadınız, o zaman: “Baktun Olmay, Bakmayacasun!” :))

ÇAMLIHEMŞİNDE NE YENİR NE İÇİLİR?

Bölgeye ziyaretim öncelikle gezme üzerine olduğu için yemek konusuna çok fazla vakit ayıramadım. Fakaaaaatttt, Şenyuvadaki Çinçiva kafeye mutlaka gidin, yöresel peynir, un ve tereyağı ile yapılan Kuymağında bulunduğu serpme kahvaltısını mutlaka tadın derim!

Ne içilir sorusuna ise en iyi cevabım SU olabilir. Çamlıhemşinin deresinden, tepesinden, yaylasından akan doğal kaynak suları müthiş. Soğuk ve yumuşak...Doğa yürüyüşü yapacaklar rota üzerinde yanlarına su almadan bu kaynaklardan akan su ile kolaylıkla yürüyüşlerini tamamlayacaklardır. Ben şahsen 500ml lik bir cam şişe ile 3 gün içinde defalarca doldurarak bu sulardan bolca içtim. Ha şimdi siz bana güvenip su götürmezseniz ve olurda kuraklık denk gelirse o zaman kulaklarım çınlayacağı için yine de yanınıza su almanızda fayda olacaktır derim.

Bu da bana gelsin: “Lafun tutulursa hakimsun, lafun tutulmazsa sen kimsun.” :))

TULUM ve HORON EŞLİĞİNDE KARADENİZ MÜZİKLERİ

Karadeniz'e, hele bir de Kaçkarlara gidip de tulum eşliğinde horon tepmeden dönmek olmaz! Özellikle Anadolunun kuzeydoğu bölgesinde (Rize, Artvin, İspir) çalınan bu nefesli halk çalgısının sesini daha önce duymuş olmama rağmen canlı canlı dinlemek bambaşka oldu. Tulumun, İskoçların meşhur çalgısı gaydaya benzeyen cesaret verici sesi boşuna eski zamanlarda savaş çalgısı olarak kullanılmamış. Özellikle canlı dinlendiğinde insana tabiri caizse gaz verici bir sese sahip. Tulumun, gaydadan tek farkı ise pes sesleri kontrol edebilen bir boruya sahip olması.

Köy ve yaylalarında her daim duyabileceğiniz tulum sesi bırakın sizi kendine çeksin. Bilmeseniz de bu sesin geldiği yerde olur da horon tepen birilerini görürseniz, ki görmemeniz mümkün değildir, aralarına katılın derim! Çok keyifli olacağına şüpheniz olmasın!

Kaçkarfest kapsamında dinleme şansı bulduğum Karadenize özgü müziklere hayran kaldım. Marsis, Mehmet Kutanis, Grup Patika ve Erdem Akın gibi müzik grubu ve sanatçıların performansları çok iyiydi. Özellikle Karadeniz rock müziği ile kendilerini "Karadeniz’in içinden gelenler ve içinden Karadeniz gelenler" olarak tanımlayan Marsis büyüledi! Bu sanatçı ve müzik gruplarının şarkılarını mutlaka dinleyin derim!

Ayrıca yöre insanının dilinden düşmeyen şarkılar da kendine özgü melodisi ve anlamlı sözleri ile oldukça eğlenceli. İşte bazıları;

Hemşin Yaylalarina (Link)

Hemşin Yaylalarina, Hemşin yaylalarina Yattum uyuyemedum oy, Yattum uyuyemedum

Aradum sevduğumi,

Daha dayanemedum oy, Daha dayanemedum Hemşin yaylalarina, Gidilur mi karadan oy Artuk kavuştur bizi, Yeri göği yaradan oy

Hemşin yaylalarina, Yaz geldi çikemedum oy Çok sevdalar eyledum, Seni unutemedum oy

Yaz gelince yeşillar, Sari eruk dallari oy Sevduğum nerde kaldun, Hep gözlerum yollari oy

Senden Başka Senden Başka - Koliva (Link)

Yurudum Dere Boyi Çimeni Eze Eze Gönderduğun Peyniri Rakima Ettum Meze Senden Başka Senden Başka Olmaz Olsun Senden Başka Yar Seni Alamazsam Toğbe Ederum Aşka Kız Seni Alamassam Toğbe Ederum Aşka Derenun Kenarina Kestum Kizil Ağaci Bu sevdanun Ustine Bal Yesam Gelur Aci Senden Başka Senden Başka Olmaz Olsun Senden Başka Yar Seni Alamazsam Toğbe Ederum Aşka Kız Seni Alamassam Toğbe Ederum Aşka

ÇAMLIHEMŞİN ve KAÇKARLAR YÜRÜYÜŞ ROTALARI

“Yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüklerini anlat” kısmına daha çok önem veren biri olarak yazıma yürüyüş rotaları ile devam etmek istiyorum.

TAR DERESİ YÜRÜYÜŞÜ

Çamlıhemşin Ayder yolu üzerinden ulaşabileceğiniz bu yürüyüş rotası oldukça kısa ve kolay. Çoluk çocuk maaile yürüyebilirsiniz.

Gidiş dönüş 4 km lik, inişi çıkışı çok olmayan patika yol üzerinde, dere kenarından yürünen bu parkur sonunda ahşap bir köprüyü de geçtikten sonra Tar Deresi Şelalesi’ne ulaşıyorsunuz.

Parkur kolay olsa da tavsiyem doğa yürüyüşlerine uygun Vibram, kaymayan tabanlı ve Goratex (su geçirmez) özelliği olan bir ayakkabı ve uygun kıyafetler ile yürünmesi. Fakat yaz aylarında bu rotada yürüyorsanız şort mayo da giymenizi bir sonraki paragrafda belirteceğim nedenden dolayı tavsiye edeceğim.

Yol boyunca manzara muhteşem, heryer yeşilin binbir tonu ile kaplı, hatta kayaların üzerinden bile ağaçlar fışkırıyor. Dereden akan buz gibi su içilebiliyor. Çoğu zaman yüksek rakım nedeniyle etrafınızı bulutlar sarabiliyor. Bu da daha yüksek kesimlerdeki birkaç ev ile birlikte güzel bir fotoğraf kompozisyonu oluşturmanıza yardımcı oluyor. Derin vadi boyunca patika üzerinde piknik yapabileceğiniz masalar mevcut. Şelaleye kadar birkaç ahşap köprüden geçiyorsunuz ve 2 km’nin sonunda şelaleye ulaşıyorsunuz. Oldukça yüksek bir noktadan akan şelalenin seyrine doyum olmuyor. Şelalenin aktığı noktada oluşan küçük gölete girmeniz mümkün. Tabi soğuk suya dayanabildiğiniz ölçüde. Fakat tavsiyem mutlaka girin. Çünkü böyle yerlere her zaman gitme şansınız olmayabilir. Tertemiz suyun tadını çıkartın. Yürüyüşün sonunda ise aracınıza binmeden önce taş köprünün yanındaki yol üstü küçük mola yerinde odun ateşinde demlenen çaydan içip yorgunluk atmayı da ihmal etmeyin derim.

Tar deresi yürüyüşü için yanınızda bulunması gerekenler: Vibram ve Goratex özellikli yürüyüş ayakkabısı, mevsime uygun yürüyüş kıyafetleri (ter emici özellikli vb.) yağmurluk, ilk yardım kiti, şapka, mayo, havlu, atıştırmalık, böcek kovucu, (oldi da kovamadinuz) antihistaminik içeren bir krem.

KAÇKARLAR BUZUL GÖLLERİ YÜRÜYÜŞ ROTASI - YUKARI KAVRUN YAYLASI

Çamlıhemşinden minibüs ile yola çıkarak Ayder yaylasına kadar yemyeşil doğa manzaraları eşliğinde maalesef asfalt bir yoldan gidiliyor. Ayder yaylası içinden geçtikten sonra Kavrun yaylası yolunda Yukarı Kavrunda yol bitene kadar devam ettik.

Toplam iki saat süren ve son bir saati bozuk yol üzerinde geçen, varsa böbrek taşlarınızın düşeceği, bu yolculuğun ardından Yukarı Kavrun yaylasına vardık.

Karadeniz yaylalarında kilometrelerin değil varış sürelerinin önemli olduğunu bu gezide anlayabilirsiniz. :) Çünkü yaylalara giden yollar o kadar doğal ve bozuk ki belirli mesafedeki bir noktaya ne kadar sürede gidebileceğiniz o yolu katetmedeki hızınıza bağlı olacaktır. Her an karşınıza akarsuların bozduğu bir yayla yolunda yolu düzeltmeye çalışan bir iş makinesi veya derin çukurlarla karşılaşabilir, aşmak için zaman kaybedebilirsiniz. Tüm bu zorluklara rağmen asfalt yapılıp da doğanın bozulmaması için yol boyunca yaşanılan tüm macera ve zorluklara katlanmaya değer olduğunu savunuyorum. Zor ulaşılan her zaman güzel ve doğal kalacaktır!

Yayla ile ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Çamlıhemşin ve bağlı köylerdeki insanlar Temmuz-Eylül aylarında yaylalara çıkıyor. Bu yaylalardan biri de Kavrun Yaylası. Yaylalarda ev sahipleri sadece bu yöredeki köylerde oturan yerel halktan oluşuyor. Dışarıdan gelip de ev sahibi olunamıyor. Ayrıca bu yayla 3900 m’deki Kaçkar Dağı zirve tırmanışları için de bir geçiş noktası. Yaylanın daha yüksek kısımlarında bu tırmanışlar için kamp alanları da bulunuyor. Yaylacılıkta beslenme şekilleri doğal ve ağırlıkla hayvansal ürünlerden oluştuğu için buradaki insanlar uzun ömürlü ve dinç görünüyor.

Yukarı Kavrun yaylasından Kaçkar Buzul Gölleri rotasındaki yürüyüşün Tar Deresi yürüyüşüne oranla çok daha zor, tırmanışlı ve efor gerektiren bir yürüyüş olduğunu belirtmek istiyorum. Bu nedenle hazırlıklı gitmenizi, yaz aylarında yüksek rakımdaki güneşin yakıcı etkilerini, yayla soğuğununu, ani hava değişikliklerini gözardı etmemenizi tavsiye ederim.

Yürüyüşe harita üzerindeki rotada görülen yayladan buzul göllerine doğru dar bir patika üzerinden başladık. Kısa bir süre sonra Kavrun yaylasını gören yüksek bir tepeye vardık. Yürüyüş boyunca bize eşlik edecek olan dereye yakın patikada tırmanmaya devam ettik. Rota üzerinde yolunuzu kaybetmemeniz için bazı kayaların üzerinde üst üste dizilmiş taşlar var. Bu taşları gördüğünüzde doğru rotada olduğunuzu anlıyorsunuz zaten.

Yine yol boyunca bizi susuz bırakmayan doğal kaynaklardan akan suları içip dinlenebilirsiniz. Ayrıca Kaçkarlarda yöresel adı “Çeykodin” olan ve yenebilen bir bitkiyle karşılaşabilirsiniz. Tadı rokayı andıran bir bitki ve Kaçkarlarda soğuk su kaynaklarının yeryüzüne çıktığı alanlarda kendiliğinden yabani olarak yetişiyor.

Yol boyunca bir kere mola vererek tamamladığımız yaklaşık 6 km'lik 1000 metre tırmanmalı rotanın sonunda rota üzerinde şahit olduğumuz muhteşem görüntülerden daha da etkileyici manzaraların bizi beklediğini fark etmemiz uzun sürmedi. Sonunda buzul göllerinin olduğu bölgeye ulaşmıştık. Fakat bir fotoğraf sever olarak dinlenmek ne mümkün! Yürüyüş boyunca dura dura çektiğim fotoğraf ve videolara buzul göllerinde yenilerini eklemeye devam etme heyecanı ile oturup dinlenmeye, birşeyler yemeye fırsat bulamadım. Fakat yürüyüşün varış noktasındaki Büyük deniz Gölüne girdiğimde ise ne yorgunluk ne de açlık kalmıştı. Yaklaşık 2900 m’deki göl suyu tahminimce +2°C olmasına rağmen yürüyüşe katılanların çoğu göle girdi. Kaçkar dağlarının yamacında muhteşem bir manzara eşliğinde kısa da olsa eşsiz bir gölde yüzme tecrübesi de edinmiş olduk. Bu tecrübe ile ayak başparmağını göldeki taşlar nedeni ile yaran biri olarak tavsiyem heyecana kapılıp taşlık bölgeden değilde kumluk bölgeden girmeniz! Çünkü göldeki taşlar hem çok kaygan kem de çok keskin. Neyse ki bu küçük kazayı soğuk suyun etkisi ve arkadaşlarımın ilk yardım bilinci ile sorunsuzca atlattım. Buradan kendilerine ayrıca ve tekrar teşekkür ediyorum!:)

Uzunca bir göl molasından sonra geri dönüş için aynı rotadan Yukarı Kavrun yaylasına geri döndük. Dönüş yolunda da çıkışta karşılaştığımız gibi adeta bir film setini andıran bölgedeki bulutların Kaçkarlarla dansını seyrederek ve çoğu zaman bulutların neden olduğu sis içinden geçerek yürüyüşümüzü tamamladık.

Kaçkar Buzul Gölleri yürüyüşü için yanınızda bulunması gerekenler: Vibram ve Goratex özellikli yürüyüş ayakkabısı, mevsime uygun yürüyüş kıyafetleri (ter emici özellikli vb.) yağmurluk, ilk yardım kiti, şapka, mayo, havlu, güneş kremi, atıştırmalık, su matarası, polar, boyunluk (veya boynu saran eşarp benzeri), baton, ani gelebilecek sis nedeni ile kaybolmamanız için pusula veya gps cihazı, düdük olmazsa olmaz ekipmanlardır. Ha bir de böcek kovucu, (oldi da kovamadinuz) antihistaminik içeren bir krem.

ÇAMLIHEMŞİN YAYLALARI

SAL, POKUT, HAZİNDAK (Hazindağ), AMLAKİT YAYLALARI YÜRÜYÜŞ ROTASI

Şenyuva (Çinçiva) köyü üzerinden toprak bir yol ile ulaştığımız yayla yolu, Kavrun yolunu aratmamakla birlikte oldukça dik ve zorluydu.

Yol üzerinde yine yolun bozulan kısımlarını onaran bir iş makinesi nedeni ile bir saate yakın vakit kaybederek normalde en az bir saat süren 14 km’lik yolu minibüs ile iki saate yakın bir zamanda tamamlayarak Pokut Yaylasına vardık. Ama yine tüm zor ulaşım koşullarını bu yaylaya vardığımızda unuttuk.

Bir süre Pokut ve Sal yaylalarının manzarası eşliğinde vakit geçirdikten sonra Hazindak yaylasına doğru yürüyüşe başladık. Tar Deresi yürüyüşü kadar kolay olmayan fakat Buzul Gölleri yürüyüşü kadar da zor olmayan bu 10km’lik yürüyüş parkuru fotoğrafçılar için oldukça zengin manzara ve yöresel estantaneler barındırıyor. Dolayısı ile rota üzerinde hem doğa (Landscape&Macro) hem de insana özgü kareler yakalamak mümkün.

Kısmen patika, kısmen de toprak yol üzerinden devam ettiğimiz yürüyüşümüzde 2 saat içinde Hazindak yaylasına vardık. Sal ve Pokut yaylalarında olduğu gibi yöreye özgü tek katlı ahşap yayla evlerine burada da rastladık. Genellikle yaşlı nüfusun yaz aylarında (Temmuz-Ağustos) boş bırakmadığı yayla evleri tamamen doğal malzemelerden yapılmış. Yapımında ahşap ve taşın kullanıldığı evler geleneksel olmakla birlikte bölge iklimine de dayanıklı. Yöre insanı ise oldukça misafirperver ve anlayışlı. Tabi yinede fotoğraf çekmeden önce iletişime geçmeniz ve kendinizi tanıtmanızda fayda var!

Yayla yolları yürüyüş rotası üzerinde çok sayıda endemik bitki türü görmeniz mümkün. Bunlardan biri olan kırmızı başlı ve benzeri mantar türleri için ise dikkatli olun. Tavsiyem mantarların tadına bakmaktan kaçınıp görüntüsü ile yetinmeniz. Zira çok zehirli olma ihtimalleri mümkün.

Yola devam edip Hazindak’a yakın bir tepede mola verdikten sonra daha dar ve sık bitkilerin arasından başka bir patikadan yürümeye devam ettik. Yürüyüşün bu son etabında ise daralan patika ve kaygan zeminden nasibimi alıp düştüm ama yine şans eseri fotoğraf makineme ve kendime çok da büyük hasar vermeden bu ufak kazayı da atlatarak yürüyüşe devam ettim. Yolda kaybettiğimiz ilave zamandan dolayı Amlakit yaylasına varmadan yürüyüşü tamamladık ve yine bizi bekleyen araçlarla Şenyuva köyündeki kamp alanınmıza son gecemizi geçirmek üzere yola koyulduk. Böbrek taşı düşüren yayla yollarından son kez inmeye başladık. Yol üzerinde görüp de duramadığımız Palovit Şelalesi ve Zil Kaleden geçip Şenyuvaya giderken bu iki noktayı sonraki ziyarette uğramak üzere geride bıraktık.

Yayla yürüyüşü için yanınızda bulunması gerekenler: Vibram ve Goratex özellikli yürüyüş ayakkabısı, mevsime uygun yürüyüş kıyafetleri (ter emici özellikli vb.) yağmurluk, ilk yardım kiti, şapka, güneş kremi, atıştırmalık, su matarası, böcek kovucu, (oldi da kovamadinuz) antihistaminik içeren bir krem, polar, boyunluk (veya boynu saran eşarp benzeri) ve baton olmazsa olmaz ekipmanlardır.

Yazımda kullanacak yer bulamadığım diğer özlü Karadeniz sözleri :)

“Adami yapan da karidur, yikan da karidur.”

“Finduk kadar aklun vardi, ondada kurt çıkti.”

“Kaç tane dil biliysan o kadar insansun, fakat ana dilini bilmiysan insan değilsun.”

“Hamsi yeduktan sonra Helva da yiyecesunki Hamsi öldüğuni anlasun.”

Teşekkür!

Son olarak bu seyahatte beni yanlız bırakmayıp, desteğini esirgemeyen arkadaşım Özkan Onur'a çok teşekkür ediyorum.

Kaçkarfest organizasyonunda yer alan tüm arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyor bu başarılı organizasyonun önmüzdeki sene de devam etmesini diliyorum.

Öne çıkanlar...
Son yazılar...
Arşiv
Anahtar kelimeler